1) Gayrimenkul Yatırım Fon ve Ortaklıklarına İlişkin Kurumlar Vergisi İstisnası
7524 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme uyarınca, 1/1/2025 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere; taşınmazlara yatırım yapan fon ve ortaklıkların kurumlar vergisi istisnasından yararlanabilmeleri, elde ettikleri taşınmaz kazançlarının %50’sini belirlenen süre içerisinde ortaklara dağıtmaları şartına bağlanmıştır.
Bu kapsamda, elde edilen kazancın, ilgili hesap dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken ayı izleyen ikinci ayın sonuna kadar kâr payı olarak dağıtılması gerekmektedir.
1.1. Kâr Dağıtımına Esas Taşınmaz Kazancının Tespiti
Taşınmaz kazancının belirlenmesinde, taşınmazlardan elde edilen hasılattan bu faaliyetlere ilişkin maliyet ve giderlerin düşülmesi suretiyle bulunan net kazanç esas alınacaktır.
Faaliyetlerin zararla sonuçlanması halinde, kâr dağıtım şartı aranmayacaktır. Buna karşılık, taşınmaz faaliyetlerinin kâr, diğer faaliyetlerin zarar doğurması durumunda; toplam kazancın taşınmaz kazancından düşük olması halinde, toplam kazancın yarısının dağıtılması istisna açısından yeterli kabul edilmektedir.
Taslak Tebliğde yer verilen örneklerde; taşınmaz faaliyetlerinden elde edilen kazanç ile diğer faaliyetlerden doğan zararların birlikte değerlendirilmesi gerektiği ve bu durumda toplam kazanç üzerinden hesaplama yapılacağı ifade edilmektedir.
Ayrıca; taşınmaz ve diğer faaliyetlerin birlikte yürütülmesi halinde müşterek giderlerin, ilgili faaliyetlerin maliyetleri oranında dağıtılması gerektiği, ortak kullanılan sabit kıymetlere ilişkin amortismanların ise kullanım sürelerine göre paylaştırılacağı; kullanım süresinin belirlenememesi halinde ise genel giderlerle birlikte dağıtıma tabi tutulacağı belirtilmektedir.
Taşınmaz kazancının hesaplanmasında müşterek giderlerin bu esaslara göre dağıtılması suretiyle kâr dağıtımına esas kazanç tespit edilmektedir.
Öte yandan; belirlenen süre içerisinde kâr dağıtımı yapılmaması halinde istisnadan yararlanılamayacağı, faaliyet konusu itibarıyla taşınmaz bulundurmayan fon ve ortaklıklar açısından ise bu şartın aranmayacağı ifade edilmektedir.
Dağıtıma konu edilecek kazancın belirlenmesinde, Türk Ticaret Kanunu kapsamında ayrılması zorunlu olan kanuni yedek akçelerin dikkate alınacağı, bu tutarlar düşüldükten sonra kalan kazancın yarısının dağıtılması gerektiği belirtilmektedir.
Ayrıca, kârın sermayeye eklenmesinin kâr dağıtımı olarak kabul edilmeyeceği ve bu nedenle istisna şartının sağlanmış sayılmayacağı açıkça ifade edilmektedir.
Kâr dağıtımına esas tutarın belirlenmesinde sermaye piyasası mevzuatına göre hesaplanan net dağıtılabilir kârın esas alınacağı; ancak bu tutarın Vergi Usul Kanunu’na göre tespit edilen kârı aşması halinde, daha düşük olan tutarın dikkate alınacağı örneklerle açıklanmaktadır.
2) İstisna Uygulamalarında Kâr ve Zararların Değerlendirilmesi
Taslak Tebliğ ile Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’ne “İstisna uygulamalarında kâr ve zararların değerlendirilmesi” başlıklı yeni bir bölüm eklenmesi öngörülmektedir.
Bu düzenleme kapsamında, istisnanın belirli bir faaliyete yönelik olması durumunda, ilgili faaliyetin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Buna karşılık, işlem bazlı istisnalarda her bir işlem ayrı ayrı ele alınacaktır.
Bu çerçevede istisnalar;
- Faaliyet esaslı istisnalar
- İşlem esaslı istisnalar
olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
Faaliyet esaslı istisnalarda, aynı hesap dönemine ait tüm faaliyetlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda oluşan net kazanç dikkate alınmaktadır.
Taslakta yer verilen örnekte; teknoloji geliştirme bölgesinde yürütülen projelerden birinden kazanç, diğerinden zarar doğması halinde, toplam sonucun esas alınacağı ve net kazancın istisna kapsamında değerlendirileceği gösterilmektedir.
İşlem esaslı istisnalarda ise her bir işlem bağımsız olarak değerlendirilmektedir. Bu kapsamda verilen örnekte; bir taşınmaz satışından elde edilen kazanç istisna kapsamında değerlendirilirken, diğer satıştan doğan zarar bu kazançla ilişkilendirilmeksizin ayrı olarak dikkate alınmakta ve kanunen kabul edilmeyen gider olarak beyan edilmektedir.
3) Nakdi Sermaye Artışına İlişkin Faiz İndirimi
Mevcut düzenlemeye göre, nakdi sermaye artışı üzerinden hesaplanan faiz indiriminin yalnızca yıllık hesap dönemi itibarıyla kullanılabileceği belirtilmektedir.
Taslak Tebliğ ile bu düzenlemede değişikliğe gidilerek, indirimden sadece yıllık bazda değil, aynı zamanda dördüncü geçici vergilendirme dönemi itibarıyla da yararlanılabileceği açık hale getirilmektedir.
Bu değişiklikle, mükelleflerin söz konusu indirimden daha erken dönemde yararlanabilmelerine imkân sağlanmaktadır.
4) Yurt İçi Asgari Kurumlar Vergisinde Yatırıma Katkı Tutarının Tespiti
Taslak Tebliğ ile Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’ne, asgari kurumlar vergisinden indirilecek yatırıma katkı tutarının belirlenmesine yönelik yeni bir bölüm eklenmektedir.
Bu kapsamda; 2/8/2024 tarihinden önce düzenlenen yatırım teşvik belgelerinde yer alan yatırım tutarlarının esas alınacağı, bu tarihten sonra yapılan revizyonlar sonucu oluşan artışların ise hesaplamaya dahil edilmeyeceği belirtilmektedir.
Buna göre, söz konusu tarihten önce teşvik belgesi almış ve sonrasında revize etmiş olan mükelleflerin;
- Yalnızca 2/8/2024 öncesi yatırım tutarını esas almaları veya
- Öncesi ve sonrası yatırım tutarlarını dikkate alarak oranlama yapmaları
mümkün bulunmaktadır.
Taslakta verilen örneklerde, farklı dönemlere ait yatırım tutarlarının ayrı ayrı hesaplanarak asgari kurumlar vergisinden indirilecek tutarın buna göre belirlendiği görülmektedir.
Ayrıca, 2/8/2024 sonrasında teşvik belgesine eklenen yatırım tutarına isabet eden yatırıma katkı tutarının asgari kurumlar vergisinden indirilemeyeceği açıkça ifade edilmektedir.
İlgili hesap döneminde indirilebilecek yatırıma katkı tutarının, seçilen yönteme bakılmaksızın hesaplanan tutarla sınırlı olacağı da ayrıca belirtilmektedir.
Söz konusu Tebliğ Taslağına aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz:
Mali Yöntem
Mali Yöntem Denetim ve Danışmanlık Sirkülerlerimizde yer alan bilgiler belli bir konunun veya konuların çok geniş kapsamlı bir şekilde ele alınmasından ziyade genel çerçevede bilgi vermek ve yorum yapmak amacını taşımaktadır. Bu sirkülerler ile amacımız muhasebe, vergi, yatırım, danışmanlık alanlarında veya diğer türlü profesyonel bağlamda tavsiye veya hizmet sunmak değildir. Bilgileri kişisel finansal veya ticari kararlarınızda yegane dayanak olarak kullanmaktan ziyade, konusuna hakim profesyonel bir danışmana başvurmanız tavsiye edilir. Bu sirkülerler ve içeriğindeki bilgiler, oldukları şekliyle sunulmaktadır; “Mali Yöntem Denetim ve Danışmanlık” bunlarla ilgili sarih veya zımni bir beyan ve garantide bulunmamaktadır. “Mali Yöntem”, söz konusu sirkülerlerin ve içeriğindeki bilgilerin hata içermediğine veya belirli performans ve kalite kriterlerini karşıladığına dair bir güvence vermemektedir. Sirkülerleri ve içeriğindeki bilgileri kullanımınız sonucunda ortaya çıkabilecek her türlü risk tarafınıza aittir ve bu kullanımdan kaynaklanan her türlü zarara dair risk ve sorumluluk tamamen tarafınızca üstlenilmektedir. “Mali Yöntem”, söz konusu kullanımdan dolayı, (ihmalkarlık kaynaklı olanlar da dahil olmak üzere) sözleşmesel bir dava, kanun veya haksız fiilden doğan her türlü özel, dolaylı veya arızi zararlardan ve cezai tazminattan dolayı sorumlu tutulamaz.
